Akçakoca’da imar mevzuatının sınırlarını zorlayarak daha fazla kazanç elde etme beklentisinde olan bazı çevrelerin, Belediye Başkan Vekili Alev Ünal üzerinde baskı kurmaya çalıştığı iddiaları kamuoyunda dikkat çekiyor. Ünal’ın “Kanun ve kurallar neyse ona göre hareket ederiz” tavrı ise bu çevrelerin hesaplarını bozmuş görünüyor.
Akçakoca’da yıllardır tartışmaların odağından düşmeyen imar meselesinde bugünlerde dikkat çekici bir mücadele yaşanıyor.
Bir tarafta belediyenin imar uygulamalarının mevzuata, kamu yararına ve vatandaşın hakkına uygun yürütülmesini isteyenler; diğer tarafta ise geçmiş dönemlerde imar sınırlarını zorlayarak kullanım ve inşaat alanlarını büyüttüğü, böylelikle ciddi ekonomik avantajlar elde ettiği ileri sürülen bazı çevreler bulunuyor.
Bu tartışmanın merkezindeki isim ise Belediye Başkan Vekili Alev Ünal.
FİKRET ALBAYRAK’IN DURDUĞU YERDE ŞİMDİ ALEV ÜNAL DURUYOR
Tutuklanarak cezaevine gönderilen Belediye Başkanı Fikret Albayrak’ın görev yaptığı dönemde imar mevzuatına aykırı olduğu gerekçesiyle bazı uygulamalara izin vermemesi ve bazı yerleri mühürletmesi kamuoyunun hafızasındaki yerini koruyor.
Bugün aynı dosyalar ve benzer beklentiler bu kez Başkan Vekili Alev Ünal’ın önüne geliyor.
Ancak görünen o ki hesap yapanların beklediği olmadı.
Ünal, göreve geldiği günden itibaren imar konusunda tavrını açık biçimde ortaya koyarak kanun ve kuralların dışına çıkılmayacağını defalarca ifade etti.
Başka bir ifadeyle; Fikret Albayrak döneminde mevzuat engeline takılan bazı beklentilerin, yönetim değişikliğinin ardından kolaylıkla aşılabileceğini düşünenler ciddi bir duvara çarptı.
O duvarın adı bugün kanun.
“YATIRIM YAPTIK” DEMEK KANUNUN ÜZERİNDE Mİ?
Son günlerde özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen bazı söylemlerde, Akçakoca’ya yatırım yapıldığı gerekçesiyle imar sorunlarının çözülmesi gerektiği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışılması dikkatlerden kaçmıyor.
Elbette Akçakoca’nın yatırıma ihtiyacı var. Elbette yatırımcı desteklenmeli. Ancak sorulması gereken asıl soru şu:
Bir yere milyonlarca liralık yatırım yapılmış olması, imar mevzuatına aykırı bir uygulamayı hukuka uygun hale getirir mi?
Eğer cevap “evet” olacaksa, kanunlara uygun şekilde yatırım yapan vatandaşın hakkı ne olacak?
Kurallara uyan cezalandırılırken, sınırları zorlayan ödüllendirilecek mi?
Akçakoca’nın geleceğini ilgilendiren imar kararları, kimin ne kadar para harcadığına göre değil, kanuna ve kamu yararına göre verilmek zorunda.
DÖRT KOLDAN AYNI BASKI
Asıl dikkat çekici gelişme ise Alev Ünal’a yönelik söylemlerin son dönemde adeta söz birliği edilmişçesine yoğunlaşması.
Birbirine benzeyen ifadeler, aynı talepler ve aynı “yatırımcı mağdur ediliyor” söylemleri üzerinden Başkan Vekili’nin direncinin kırılmaya çalışıldığı yönündeki değerlendirmeler Akçakoca kamuoyunda giderek daha fazla konuşuluyor.
Özellikle geçmişte imar mevzuatına takılan birtakım uygulamaların bugün yeniden önünün açılmasını bekleyen çevrelerin, sosyal medyadaki destekçileri aracılığıyla kamuoyu baskısı oluşturmaya çalıştıkları iddiası dikkat çekiyor.
Sanki bir yerlerden düğmeye basılmışçasına yürütülen bu baskının hedefi açık:
Önce Alev Ünal’ın gardını düşürmek, ardından imarda yıllardır beklenen kapıları yeniden aralamak.
Ancak vatandaş da olup biteni görüyor.
İMAR MÜDÜRLÜĞÜNDE DE AYNI ÇİZGİ
Fikret Albayrak döneminde imar müdürü olan Hidayet Albayrak, kural dışına çıkılması teklif dahi edilemeyecek derecede işini layıkıyla yapmaktaydı.
Alev Ünal’ın göreve geldikten sonra İmar Müdürlüğü görevine Nazmi Yemenici’yi getirmesi de bu açıdan önem taşıyor.
Yemenici’nin mevzuat ve kurallar konusunda tıpkı Hidayet bey gibi taviz vermeyen bir idare anlayışı ortaya koyması, Ünal’ın imar konusundaki çizgisiyle birleşince bazı çevrelerin beklediği esnekliğin ortaya çıkmadığı görülüyor.
Belediyenin görevi birilerinin ticari kazancını büyütmek değil; kamunun hakkını, şehrin geleceğini ve kanun önünde eşitliği korumaktır.
Bugün Alev Ünal ve Nazmi Yemenici’nin önündeki esas sınav da budur.
KANUN HERKESE AYNI UYGULANMALI
Akçakoca’da geçmişten bugüne imar uygulamaları üzerinden kimlerin ne kazandığı, hangi alanların nasıl büyütüldüğü ve hangi yapıların mevzuat sınırlarını ne ölçüde zorladığı kamuoyunda yıllardır tartışılıyor.
Eğer birileri geçmişte kuralların dışına çıkarak daha fazla metrekare, daha fazla kullanım alanı ve dolayısıyla daha fazla ekonomik değer elde etmişse, bunun devamını istemek “yatırımcılık” olarak sunulmamalıdır.
Belediye veilgili kurumlarca mühürlenen yerleri sökmeye cüret etmek, kanun dışına çıkarak inşaat yapımına devam etmek aslen büyük suçtur ve bu suç belediye yönetiminin değişmesine göre çiğnenebilecek bir kurala dönüşmemelidir. .
Çünkü yatırım başka şeydir, imar rantı başka şeydir.
Akçakoca’nın yatırımcıya ihtiyacı vardır ama kanunun yatırımcıya göre eğilip bükülmesine ihtiyacı yoktur.
ALEV ÜNAL’IN DİRENCİNİ KIRMAYA ÇALIŞANLARA KAMUOYU BAKIYOR
Bugün asıl mesele Alev Ünal’ın hangi siyasi partiden olduğu da değildir.
Fikret Albayrak hangi gerekçeyle imar mevzuatına aykırı gördüğü uygulamalara karşı çıktıysa, Alev Ünal da aynı hukuk çizgisinde duruyorsa desteklenmesi gereken tavır budur.
Çünkü belediye makamları kişiler için değil, kamu adına kullanılır.
Başkanlar değişebilir. Başkan vekilleri değişebilir. İmar müdürleri değişebilir. Ama kanun kişiye, sermayeye, sosyal medya baskısına veya ekonomik güce göre değişemez.
Bugün Alev Ünal’ın direncini kırmaya çalışanların unutmaması gereken de tam olarak budur.
Akçakoca kamuoyu bu mücadeleyi izliyor.
Kimin gerçekten yatırımın önünü açmaya çalıştığını, kimin ise “yatırım” kelimesinin arkasına saklanarak daha fazla imar avantajının peşinden koştuğunu da görüyor.
Ve Alev Ünal’ın bugüne kadar ortaya koyduğu “Kanun ve kurallar neyse onu uygularım” çizgisinden bundan sonra da taviz verip vermeyeceğini yakından takip ediyor.
Çünkü mesele artık yalnızca birkaç parselin, birkaç yapının veya birkaç yatırımcının meselesi değildir.
Mesele Akçakoca’da kanunun mu, yoksa baskının ve rant beklentisinin mi galip geleceğidir.
Akçakoca’da Yeni Parti’nin ilçe yönetiminin şekillenmesiyle birlikte, listede yer alan bir isim parti tabanında ciddi tartışma yarattı. Yönetim kurulu üyesi olarak gösterilen Meryem Yanmaz’ın ismi, özellikle tutuklu Belediye Başkanı Fikret Albayrak’a destek veren çevrelerde ve bazı Yeni Parti gönüllülerinde sert eleştirilere neden oldu.
Tepkilerin merkezinde ise yalnızca Meryem Yanmaz’ın yönetimde bulunması değil; kendisinin ve eşinin son dönemde sosyal medya üzerinden ortaya koyduğu tavırların yanı sıra, Fikret Albayrak’a karşı yayınlarıyla tepki çeken bazı medya çevreleriyle reklam ve tanıtım ilişkisi içerisinde oldukları yönündeki iddialar bulunuyor.
“O KAPI YENİDEN Mİ AÇILIYOR?”
Parti tabanında dile getirilen eleştiriler oldukça net:
Fikret Albayrak’a yönelik geçmişte yapılan sert yayınların ve kamuoyu oluşturma çalışmalarının tutuklanma sürecindeki atmosferin oluşmasına katkı sağladığını düşünen Albayrak destekçileri, söz konusu medya çevrelerinin şimdi Meryem Yanmaz üzerinden Yeni Parti’ye yaklaşabileceğinden endişe ediyor.
Bu nedenle Meryem Yanmaz’ın yönetime alınması, bazı partililer tarafından sıradan bir yönetim kurulu tercihi olarak görülmüyor.
Asıl sorulan soru şu:
“Geçmişte CHP içerisinde yaşananların bir benzeri şimdi Yeni Parti’de mi yaşanacak?”
CHP’DE YAŞANANLAR HÂLÂ HAFIZALARDA
Tartışmanın geçmişinde ise Akçakoca siyasetinde uzun süre konuşulan CHP içerisindeki çekişmeler bulunuyor.
Fikret Albayrak ile dönemin CHP İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz arasında yaşanan gerilim sırasında, bazı medya çevrelerinin CHP ilçe binasına gidip gelmesine rağmen yine CHP’li Belediye Başkanı Fikret Albayrak’a yönelik son derece sert yayınlar yapması, o günlerde parti içerisinde ciddi rahatsızlık oluşturmuştu.
Üstelik bu rahatsızlığı dile getiren isimlerden biri de dönemin CHP Düzce İl Başkanı, bugünün Yeni Parti Düzce Kurucu İl Başkanı Özcan Dağıstanlı olmuştu.
Dağıstanlı, o dönem yaptığı açıklamalarda söz konusu çevrelerin CHP ilçe binasında oturup çay içtiklerini, ardından yine CHP’li Fikret Albayrak’a yönelik yayınlar yaptıklarını ifade ederek duruma açık şekilde tepki göstermişti.
Şimdi aynı siyasi hafızaya sahip insanların buluştuğu Yeni Parti’de, benzer tartışmaların daha kuruluş aşamasında yeniden gündeme gelmesi parti tabanında “Bu filmi daha önce görmedik mi?” sorusunu beraberinde getirdi.
Eleştirilerin en sert noktası da tam burada başlıyor.
Yeni Parti Akçakoca Kurucu İlçe Başkanı Raşit Çakmak’ın, söz konusu medya çevreleriyle bugüne kadar bilinen herhangi bir yakınlığı bulunmamasına rağmen Meryem Yanmaz’ın hangi değerlendirmeler sonucunda yönetim listesine girdiği parti içerisinde sorgulanıyor.
Bazı partililer, Meryem Yanmaz’ın şahsından çok, onun üzerinden partiye yaklaşabileceğini düşündükleri çevrelere dikkat çekiyor.
Fikret Albayrak’a yönelik geçmiş yayınları nedeniyle tepki gösterdikleri çevrelerin, bugün Yeni Parti’nin kapısından içeri girmesine imkân sağlayabilecek herhangi bir ilişkiye kesinlikle taviz verilmemesi gerektiğini savunuyorlar.
Çünkü tabanın endişesi açık:
Dün CHP binasında oturup CHP’li belediye başkanına karşı yayın yapanların, yarın Yeni Parti binasında oturup aynı yöntemi Yeni Parti içerisindeki isimlere karşı kullanmayacağının garantisi ne?
RAŞİT ÇAKMAK’A KRİTİK SINAV
Henüz yolun başındaki Yeni Parti açısından bu tartışma küçük görülmemeli.
Bir siyasi parti kurulurken yalnızca yönetim listesine hangi isimlerin yazıldığı değil, o isimlerin kamuoyunda nasıl karşılık bulduğu ve parti tabanında hangi güven duygusunu oluşturduğu da önem taşıyor.
Bu nedenle gözler şimdi Kurucu İlçe Başkanı Raşit Çakmak’a çevrilmiş durumda.
Çakmak’ın parti tabanından yükselen eleştirileri dikkate alıp almayacağı, Meryem Yanmaz konusunda nasıl bir değerlendirme yapacağı ve daha da önemlisi, geçmişte Fikret Albayrak’a karşı yürütülen yayınlar nedeniyle tepki çeken çevrelerle Yeni Parti arasında herhangi bir yakınlaşmaya izin verip vermeyeceği önümüzdeki günlerde görülecek.
Yeni Parti daha kurulurken önünde önemli bir tercih bulunuyor:
Geçmişte başka partilerde yapılan hatalardan ders çıkarıp kendi siyasi çizgisini mi koruyacak, yoksa daha yolun başında tartışmalı ilişkilerin gölgesinde mi kalacak?
Akçakoca’da parti tabanının verdiği mesaj ise şimdilik oldukça açık:
“Yeni bir parti kuruluyorsa, eski yanlışlar da yeni binaya taşınmamalı.
Akçakoca’da teşkilatlanma çalışmalarını sürdüren Yeni Parti’nin Kurucu İlçe Yönetimi belli oldu. Kurucu İlçe Başkanı Raşit Çakmak başkanlığında oluşturulan yönetim kurulunda 10 isim yer aldı.
Partinin Akçakoca’daki teşkilatlanma sürecinde önemli bir aşama daha tamamlanırken, açıklanan yönetimin olağan kongreye kadar görevini sürdüreceği belirtildi.
İŞTE YENİ PARTİ AKÇAKOCA İLÇE YÖNETİMİ
Kurucu İlçe Başkanı: Raşit Çakmak
İlçe Yönetim Kurulu;
Hüseyin Ersin Gündüz Şenda Gören Bülent Tandoğan Leyla Birinci İlknur Ekici Bahadır Kuru Meryem Yanmaz Levent Başaran Aytaç Yemenici Koray Baş
Yeni Parti Akçakoca teşkilatı tarafından yapılan açıklamada, “Teşkilatımız, olağan kongreye kadar bu yönetim kurulu ile çalışmalarını sürdürecektir” ifadelerine yer verildi.
Kurucu yönetimin belirlenmesiyle birlikte Yeni Parti’nin Akçakoca’daki teşkilatlanma süreci de resmiyet kazanırken, Raşit Çakmak ve ekibinin önümüzdeki dönemde ilçedeki siyasi ve teşkilat çalışmalarına ağırlık vermesi bekleniyor.
AK Parti Akçakoca Belediye Meclis Üyesi Zafer Küçük’ün fındığın maliyeti ve getirisi üzerine yaptığı hesap, sosyal medyada üreticilerin sert ve ironik tepkileriyle karşılaştı. Küçük’ün 27 dönümlük bahçe için açıkladığı 130 bin liralık maliyet hesabında birçok işçilik kaleminin bulunmaması, tartışmanın fitilini ateşledi.
Küçük, 27 dönümlük bahçesinden yaklaşık 6 ton fındık beklediğini, kilogram fiyatının 250 TL olması halinde 1 milyon 500 bin TL ciro elde edilebileceğini belirtti. Gübre, yapraktan uygulama, DAP gömme işçiliği ve tırpan benzini gibi kalemleri topladığında maliyetinin yaklaşık 130 bin TL olduğunu açıklayan Küçük, kendi emeğini ise maliyete dahil etmedi.
Küçük’ün “Çiftçi adam kendi işçiliğini yazmaz” yaklaşımı ve fındığın çalışıldığı takdirde ev, araba ve yatırım yaptırabileceği yönündeki sözleri ise gerçek üretim maliyetleri üzerinden vatandaşların hedefi oldu.
VATANDAŞ KALEMİ ELİNE ALINCA HESAP DEĞİŞTİ
Sosyal medyadaki üreticiler, Küçük’ün hesabında bulunmadığını söyledikleri giderleri tek tek sıraladı: tırpan yevmiyesi, filiz alma, dal kesme ve bahçe bakımı, toplama işçiliği, patoz ve nakliye…
Fazlı Husan, hesabın eksik olduğunu belirterek toplama, makine, patoz, filiz ve dal kesme giderlerini hatırlattı ve Küçük’e özetle, “Sen fındıkçı değilsin, fındık tüccarısın” sözleriyle tepki gösterdi.
Ali Kocaman ise 16 dönümlük bahçesinin yalnızca filiz-tımar yevmiyesinin 40 bin TL olduğunu belirterek, “Zafer kardeşim, hesabı iyi yap” diye seslendi.
İmdat Topaloğlu’nun verdiği rakam ise tartışmayı başka bir noktaya taşıdı. Topaloğlu, 50 dönüm arazi için yalnızca tırpan yevmiyesine 85 bin TL ödediğini, buna gübre, filiz, toplama, patoz ve nakliyenin dahil olmadığını belirterek, “Lütfen milletle dalga geçmeyin” ifadelerini kullandı.
“BU FINDIK KENDİ KENDİNE Mİ BAKILIYOR?”
En ironik tepki ise Turgay Çakmak’tan geldi:
“Ne tür bir fındık? Sanırım tımarı, dal kesmeyi, tırpanı ve toplamayı kendi kendine yapan bir fındık mı?”
İlker Biriktir de aynı noktaya dikkat çekerek bütün bu işlemlerin “kendi kendine tarlaya uygulandığının sanıldığını” ifade etti.
Tolga Bozkan ise tartışmayı doğrudan tarlaya taşıdı:
“Gel de benim yerleri yap, boş konuşmayla olmaz.”
Mustafa Balcıoğlu da Küçük’ün masrafların önemli bölümünü ve kendi emeğini hesaba katmadığını savunarak sert tepki gösterdi.
“ÇİFTÇİNİN EMEĞİ BEDAVA MI?”
Tartışmanın merkezindeki asıl soru da burada ortaya çıktı:
Bir üreticinin kendi yaptığı işin karşılığını maliyetten çıkarmak, o işi gerçekten bedava mı yapar?
Küçük’ün hesabında çiftçinin kendi emeğinin maliyet sayılmaması, kâğıt üzerinde kârı büyütüyor. Ancak sosyal medyada tepki gösteren üreticiler, bahçenin yalnızca gübre ve benzinle ürün vermediğini; aylar süren bakımın, insan emeğinin, hasadın, patozun ve nakliyenin de bir bedeli bulunduğunu hatırlattı.
Zafer Küçük fındığı hesap makinesinde oldukça kârlı çıkardı; ancak üretici hesap makinesinin yanına tırpanı, filizi, işçiyi, patozu ve nakliyeyi koyunca tablo bir anda değişti.
Siyasetin rakamları istediği yerden toplamaya başlaması kolay olabilir. Ancak fındık üreticisinin hesabı sosyal medya masasından değil, bahçenin içinden geliyor.
Küçük, “Çalışmak şartıyla boş durmak yok” dedi.
Vatandaşın cevabı ise yorumların ortak ruhuyla çok daha kısa oldu:
Akçakoca Fındık Tarım Üretim ve Pazarlama Kooperatifi (AFİKO) Başkanı Ali Uzun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaptığı çağrıda, fındık fiyatlarının 280 TL’nin altında olmayacak şekilde revize edilmesi gerektiğini belirterek, “Fındık fiyatlarının revize edilerek en azından 280 TL’nin altında olmayacak şekilde yeniden açıklanması, üreticilerimizin mağduriyetini giderecek ve bölge ekonomisine nefes aldıracaktır.” ifadelerine yer verdi.
Karadeniz bölgesinde milyonlarca ailenin geçim kaynağı ve Türkiye tarımının stratejik ürünlerinin başında gelen fındıkta geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Giresun kalite için 255 TL, Levant kalite için ise 250 TL olarak açıklanan fiyatlar üreticinin beklentisi altında kaldı.
“FİYATLARIN AÇIKLANMA BİÇİMİ BİZLERİ ÜZMÜŞTÜR”
Akçakoca Fındık Tarım Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ali Uzun, fındık fiyatlarının açıklanma biçiminin üreticileri derinden üzdüğünü kaydederek, “Fındık fiyatlarının açıklanma biçimi üreticilerimizi derinden üzmüştür. Cumhurbaşkanımız tarafından duyurulacağı ifade edilmesine rağmen yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığı internet sitesinde yayınlanması, fiyatların beklentinin altında kaldığının açık bir göstergesidir.” dedi.
“YAPILAN ARTIŞ ENFLASYONUN GERİSİNDE”
Fındık fiyatlarına yapılan yüzde 27’lik artışın enflasyonun gerisinde kaldığını söyleyen Uzun, “Yakın geçmişte çaya verilen %37’lik artışa rağmen fındığa yapılan %27 oranındaki artış enflasyonun dahi gerisinde kalmıştır. Bu durum Karadeniz bölgesindeki milyonlarca üreticinin emeğini ve beklentisini karşılamamaktadır.” ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A SESLENDİ
Fındık fiyatlarının 280 TL’yi düşmeyecek şekilde yeniden açıklanmasının üreticilere ve bölge ekonomisine nefes aldıracağını aktaran Uzun, son olarak şu ifadelere yer verdi:
“Bu nedenle fındık fiyatlarının revize edilerek en azından 280 TL’nin altında olmayacak şekilde yeniden açıklanması, üreticilerimizin mağduriyetini giderecek ve bölge ekonomisine nefes aldıracaktır. Biz üreticiler olarak bu düzeltmenin en kısa zamanda yapılmasını bekliyor, sayın Cumhurbaşkanımıza çağrıda buluyoruz.”